Türkiye'nin çeşitli bölgelerindeki dere yataklarında, kırıntı madenciliği yöntemiyle altın arayanların sayısı arttı. Klasik eleme yöntemlerini kullanan meraklılar, basit ekipmanlarla günlerce süren emeklerinin ardından küçük miktarlarda altın bulabiliyor.
Altın arama çalışmalarında en yaygın kullanılan yöntemler arasında pan (tava) ve savak sistemi bulunuyor. Pan yönteminde, dere yatağındaki kum tavaya alınarak suyla birlikte eleniyor ve bu sayede hafif malzemeler uzaklaştırılarak altının dibe çökmesi sağlanıyor. Savak yönteminde ise su akışı kullanılarak altının belirli noktalarda birikmesi hedefleniyor. Bazı durumlarda, küçük su motorlarıyla çalışan düzenekler kullanılarak kum ve toprak elenerek altın ayrıştırılıyor.
Aydın, Manisa, Denizli ve Uşak'ta yaşayan ve sosyal medya üzerinden organize olan kırıntı madenciliği meraklıları, Aydın'ın Germencik ilçesindeki bir dere yatağında bir araya geldi. Sosyal medyada "Ege Altın Avcısı" adlı grubu oluşturan Ahmet Gür, altın aramaya hobi olarak 5 yıl önce başladığını belirtti. Gür, hafta sonlarını eşiyle birlikte dere yataklarında geçirdiklerini söyledi.
Gür, altın bulamadıkları zamanlarda doğada vakit geçirmenin kendilerine iyi geldiğini ifade ederek, "Bazen günde 3-5 gram altın bulabiliyoruz ancak 5 günde 1 gram bulduğumuz da oluyor" dedi. Derelerin doğal yapısına zarar vermeden çalıştıklarını vurgulayan Gür, "Bu sene dereler kendisini yeniledi. Altın bitse bile su geldikçe altın geliyor" diye konuştu. Buldukları altınların 19-23 ayar arasında olduğunu belirten Gür, topladıkları altınları sarraflara sattıklarını aktardı.
Yaklaşık 2 yıldır altın aradığını belirten Birol Kayalıoğlu ise, "Altın aramaya hobi olarak başlıyorsun ama altını gördükten sonra bu hobi olmaktan çıkıyor" şeklinde konuştu. Kayalıoğlu, "Kahvede vakit geçireceğime, çoluğumu çocuğumu alıp dereye gelir vakit geçiririm. Yeri geliyor günlük 0,30-0,50 gram, yeri geliyor 1-1,5 gram altın buluyoruz. İnşaatta çalışır gibi kürekle, kazmayla çalışıyoruz. Kolay olmuyor ama yorgunluk elime 1 gram altın aldığımda geçiyor." ifadelerini kullandı.
Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Hamdi Deliormanlı, kırıntı madenciliğinin uzun yıllardır bilinen bir yöntem olduğunu belirtti. Dere yataklarında biriken altının klasik eleme yöntemleriyle ayrıştırılmasına dayanan bu tekniğin yüzyıllardır uygulandığını söyleyen Deliormanlı, bu alanların birincil yataklar olmadığını ifade etti. Deliormanlı, "Ana yataklardan taşınmış olan altınlar, özellikle derelerin akışkan ortamını yitirdiği bölgelerde, çökelmesi sonucu birikir. Türkiye'de bazı bölgelerde meraklı kişiler ya da hobi amaçlı bu tür üretimler yapılabiliyor. Büyük altın üretimleri ya da büyük bir zenginlik, varlık kazandıracak bir ekonomik gelir bulmak mümkün değil" dedi. Kırıntı madenciliğinden toplanan altının 18-23 ayar arasında olabileceğini belirten Deliormanlı, bu altının ayar tespitinden sonra hurda altın olarak satılabileceğini sözlerine ekledi.