Londra Yunus Emre Enstitüsü (YEE), Osmanlı, Fars ve Avrupa müzik geleneklerini 4D mekansal ses teknolojisi ve hikaye anlatıcılığı ile birleştiren "Echoing Travelogues: The Beyond and Us" adlı performansın İngiltere prömiyerini gerçekleştirdi. Londra YEE tarafından The Tabernacle'da düzenlenen etkinlik, müzik, hikaye anlatıcılığı, tarihsel araştırma, görsel tasarım ve 4D mekansal ses teknolojisini harmanladı.
Performansın İngiltere prömiyerine Londra YEE Müdürü Dr. Mehmet Karakuş, Türkiye'nin Londra Başkonsolosu Büyükelçi Hasan Ulusoy ve sanat, akademi ile diplomasi çevrelerinden davetliler katıldı. Etkinlik ile Londra, tarihsel düşünce, sanatsal diyalog ve kültürlerarası etkileşim için bir buluşma noktası olarak hedeflendi.
Sanat yönetmeni ve İstanbul kemençesi sanatçısı E.B. liderliğindeki gösteride, Dareyn Ensemble ile Hollandalı topluluk Holland Baroque birlikte sahne aldı. Program, 15. ila 18. yüzyıllar arasındaki diplomatların ve seyyahların seyahat anlatıları, kültürel karşılaşmalar ve sanatsal etkileşimlerden esinlenerek hazırlandı.
Eser, İstanbul'dan Viyana'ya, İran'dan Avrupa'ya uzanan tarihsel ve kültürel yolculukları ses, anlatı ve görsel atmosferler aracılığıyla katılımcılara aktardı. Osmanlı saray müziği, Mevlevi müzik gelenekleri, Fars klasik müziği ve Avrupa Barok repertuvarı aynı sahnede sunuldu. Sanatçılar, tarihi enstrümanlar ve anlatı unsurlarıyla geçmiş yüzyılların ses dünyasını çağdaş performans diliyle yorumladı.
Sahne tasarımında Ayasofya, Topkapı Sarayı, Mevlevihaneler ve Aziz Stefan Katedrali gibi simgesel mekanlardan esinlenen ses ve görüntü tasarımları kullanıldı. 4D mekansal ses teknolojisiyle hazırlanan ses tasarımı, izleyicilere farklı tarihi mekanların akustik izlerini çağrıştıran sürükleyici bir deneyim sundu.
"Echoing Travelogues: The Beyond and Us" performansı, tarihsel seyahat anlatılarından yola çıkarak farklı kültürlerin karşılaşma biçimlerini ele alıyor. Dönemin Hollanda'nın İstanbul Büyükelçisi Levinus Warner gibi tarihsel figürlerin notlarından beslenen eser, toplumların öteki ile karşılaşmaları üzerinden kimliklerini nasıl tanımladıklarını inceliyor. Bu bağlamda eser, kimliği sabit sınırlar yerine, karşılaşma, etkileşim ve algı yoluyla şekillenen dinamik bir süreç olarak tartışıyor.