AFAD, Malatya'nın Battalgazi ilçesinde 5.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini bildirdi. Dün sabah saat 09.00'da gerçekleşen sarsıntı, çevre illerden de hissedildi. Depremin ardından kent genelinde eğitime bir gün süreyle ara verildi.
Malatya'daki bu deprem, Türkiye'nin deprem gerçeğini bir kez daha gündeme getirdi. Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Ahmet Ercan, Malatya'da yaşanan depremin, 6 Şubat 2023'teki büyük depremlerin bir artçısı olduğunu belirtti. Prof. Dr. Ercan, 'Gelecek günlerde daha büyük bir deprem olabilir mi?' sorusuna bilimsel olarak yanıt verme olasılığının bulunmadığını ancak 55 yıllık tecrübesine dayanarak böyle bir beklentisinin olmadığını ifade etti. M5,6 büyüklüğündeki bir depremin betonarme yapılarda yıkıma neden olmayacağını, ancak taş köy evlerinde duvar çatlakları, baca yıkılmaları ve minarelerde hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu.
TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu, 6 Şubat depremlerinden sonra geçen üç yılda gerekli derslerin alınmadığını savundu. Cumhuriyet'e konuşan Giritlioğlu, depremde yıkılan şehirlerin aynı planlama anlayışıyla yeniden inşa edildiğini gözlemlediğini söyledi. Hatay ve Adıyaman'daki yeniden inşa süreçlerini örnek gösteren Giritlioğlu, Adıyaman'da kent merkezinin tek bir ana arter üzerine kurulması nedeniyle yıkım sonrası ulaşımın aksadığını, ancak yeni binaların da aynı planlama mantığıyla yapıldığını belirtti.
Giritlioğlu, rant odaklı planlama anlayışının kentleri depreme karşı daha da dirençsiz hale getirdiğini vurguladı. Önceleri plansızlık nedeniyle eleştirilerde bulunulduğunu, ancak şimdi ise rantı merkeze alan, bilinçli ve planlı bir sürecin yaşandığını ifade etti. Rantı önceliklendiren ve planlamayı bu doğrultuda araçsallaştıran anlayışın, plansızlıktan daha tehlikeli olduğunu tespit etti. Giritlioğlu, rant odaklı ve yüksek maliyetli yapılaşmayı 'mekan arsızlığı' olarak tanımlayarak, topyekun bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Yurttaşlardan mimarlara, mühendislerden yöneticilere kadar herkesin etik anlayışla hareket etmesi gerektiğini, aksi takdirde tüm toplumun kaybeden olacağını söyledi.
Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, depremle mücadelenin merkezi yönetimden yerel yönetimlere, sivil toplum kuruluşlarından ailelere kadar tüm paydaşları kapsayan bir bütün olduğunu dile getirdi. Bu halkalardan birinin eksik olması durumunda tam anlamıyla bir mücadeleden söz edilemeyeceğini belirtti. Hiçbir kurumun da depreme tam olarak hazır olmadığını ifade eden Prof. Barış, kurumların ortak hareket etmesi ve tatbikatların daha sık yapılması gerektiğini söyledi. Bu süreçte ruh sağlığı desteği ile tatbikatların birlikte değerlendirilmesinin önemine değindi. Deprem travması yaşayan vatandaşlara öncelikle ruhsal destek sağlanması gerektiğini vurguladı.
Prof. Barış, ailelere de büyük görevler düştüğünü belirterek, çocukların deprem farkındalığının, deprem anında camdan veya balkondan atlayan ebeveynlerden daha yüksek olabileceğini ifade etti. Deprem öncesi hazırlık, alınması gereken önlemler ve deprem anı ile sonrasında yapılması gerekenleri içeren bir aile planlaması doğrultusunda hareket edilmesinin büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.