Yapay zeka şirketi OpenAI, yaklaşık 90 yıldır çözülemeyen ve sıvı ile gazların hareketini açıklayan Navier-Stokes problemine yapay zeka kullanarak çözüm ürettiğini duyurdu. Bu gelişme, bilim dünyasında başarı kimin sorusunu gündeme getirdi.
Yaklaşık bir yıl önce New York Üniversitesi'nden Tristan Buckmaster ve Harvard mezunu matematikçi Levent Alpöge, yapay zeka desteğiyle Clay Enstitüsü'nün bir milyon dolar ödül koyduğu yedi Milenyum Probleminden biri olan Navier-Stokes problemine odaklanmış ve problemin kardeşi sayılan Euler denklemlerini çözmüştü. Çalışmaların duyulmasının ardından OpenAI'ın 10 bin yapay zeka ajanının 88 saat çalışarak Navier-Stokes problemini aynı yöntemle çözdüğü belirtildi.
OpenAI, problemi çözdüğünü kamuoyuyla paylaştıktan sonra Buckmaster, şirkete bir e-posta göndererek kendi çalışmalarından bahsedip yararlanılıp yararlanılmadığını sordu. Buckmaster, OpenAI'ın çözümünün ilerlemesini endişeyle takip ettiğini belirtti. Çünkü kendisi ve Alpöge'nin uzun süredir sessizce araştırdığı yöntem buydu ve bu yaklaşım üzerinde çok az sayıda matematikçi çalışıyordu.
Buckmaster, OpenAI'ın kendisine çalışmada 'tek yazarlık' teklif ettiğini, Alpöge'nin ise rakip şirket Anthropic'te çalıştığı gerekçesiyle yazar listesine alınmayacağını ilettiğini aktardı. Buckmaster bu teklifi reddetti ve süreci kamuoyuna duyurdu. Sürecin duyulmasının ardından OpenAI, Navier-Stokes Milenyum probleminin bir çözümünü bulduğunu ve ispatın yapay zeka ajanları tarafından üretildiğini açıkladı. Üç dakika sonra ise Alpöge ve Buckmaster'ı 'olağanüstü matematiksel çalışmaları' için tebrik etti. Şirket, problemi çözmek için hiçbir kullanıcı verisine erişilmediğini iddia etti ve 1 milyon dolarlık Milenyum Ödülü'nü talep etmeyeceklerini belirtti.
Bu çalışma, bilimin gelecekte nasıl ilerleyeceği sorularını akıllara getirdi. Yapay zeka ve bilim insanlarının aynı probleme yönelmesiyle oyunun kurallarının yeniden belirleneceği öngörülüyor.
Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Cem Say, problemin çözüldüğünün kesin olarak söylenebilmesi için çalışmanın alanın uzmanları tarafından incelenmesi gerektiğini belirtti. Yapay zeka tarafından geliştirilen çözümün bilgisayar destekli yöntemlerle formalize edilmesinin önemli bir adım olduğunu vurgulayan Say, nihai değerlendirmenin yine matematik camiası tarafından yapılacağını ifade etti.
Say, yapay zekanın bir matematik problemini çözmesi ile matematikte yeni bir şey keşfetmesi arasında önemli bir fark bulunduğunu söyledi. Tarihte yeni kavramlar ortaya koyan veya birbirinden bağımsız görülen matematik alanları arasında bağlantılar kuran çalışmaların büyük keşifler olarak kabul edildiğini hatırlattı. Yapay zekanın artık sadece hesaplama yapmakla kalmayıp fikir geliştirebilmesi ve ispat oluşturabilmesinin, matematikçilerin çalışma biçimini değiştirebileceğine dikkat çekti.
Prof. Dr. Say'a göre, yapay zekanın matematik araştırmalarında kullanılması, daha önce karşılaşılmayan bir mülkiyet ve öncelik sorununu da ortaya çıkardı. Bir matematikçinin henüz yayımlanmamış fikrini bir yapay zeka sistemine aktarması ve bu bilginin daha sonra başka bir sistemin geliştirilmesine katkı sağlaması ihtimali, 'Ortaya çıkan matematiksel sonuç kime ait?' sorusunu gündeme getirdi. Yapay zekanın bir kullanıcının daha önce verdiği bilgiden yararlanmış olabileceği gibi aynı sonuca bağımsız olarak da ulaşabileceğini belirten Say, bu iki durumun bugün kesin biçimde birbirinden ayrılmasının zor olduğunu ifade etti.
Matematik dünyasında bir teoremi veya ispatı ilk ortaya koyan kişinin elde ettiği akademik itibar, yüzyıllardır alanın temel unsurlarından biri olmuştur. Ancak Say, aynı yapay zeka sistemlerinin farklı araştırmacılar tarafından kullanılmasıyla bir keşfin kime ait olduğunun belirlenmesinin giderek zorlaşabileceğine işaret etti. Yapay zekanın fikir üretebildiği ve ispat yapabildiği bir dönemde, matematikçilerin başarı ve prestij sisteminin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti. Böylece Navier-Stokes problemi, yalnızca bir matematik sorusunun çözümü açısından değil, yapay zekanın matematiğin geleceğindeki rolü bakımından da yeni bir dönemin habercisi olabilir.