Türkiye, Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü'nü, ülkedeki çocuk işçiliği ve örgün eğitim dışı kalan çocukların sayısı hakkındaki endişe verici verilerle karşıladı. Ekonomi ve eğitim politikalarının bu durumu tetiklediği belirtilirken, yoksullaşma ve mesleki eğitim uygulamalarının çocukları okuldan uzaklaştırdığı ifade ediliyor.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) 2024-2025 eğitim istatistiklerine göre, örgün eğitimde olmayan çocuk sayısı bir önceki yıla kıyasla arttı. İlkokul, ortaokul ve lise çağındaki kayıt dışı çocuklar ile açıköğretim ve mesleki eğitim merkezlerine (MESEM) kayıtlı öğrenciler dahil edildiğinde, örgün eğitim dışı kalan çocuk sayısı 3 milyon 959 bin 288'e ulaştı.
İş Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi'nin 2013-2026 verilerine göre, 13 yılda 862 çocuk işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Bu ölümlerin 292'si 5-14 yaş, 570'i ise 15-17 yaş aralığındaki çocukları kapsıyor. Çocuk işçi ölümlerinin en yoğun yaşandığı sektörler tarım/orman (%52), inşaat (%13) ve konaklama (%7) olarak sıralandı. En çok çocuk işçi cinayetinin yaşandığı şehir ise Şanlıurfa oldu, ardından Gaziantep, İstanbul, Adana, Konya ve Antalya geldi.
Araştırmacı-yazar Özgür Hüseyin Akış, Türkiye'deki çocuk işçiliğinin boyutunu değerlendirdi. Akış, 2018'den bu yana süregelen ekonomik krizin, artan enflasyonla birlikte ücretleri erittiğini ve ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını belirtti. Akış'a göre, resmi kayıtlarda yer almayan sokak çocukları, tarım işçisi çocuklar ve mülteci çocuklar da eklendiğinde Türkiye'deki çocuk işçi sayısı 2 milyonu geçiyor. MESEM'lerde kayıtlı 504 bin öğrencinin de haftanın dört günü işyerinde, bir günü okulda geçirmesi nedeniyle çocuk işçi statüsünde çalıştığını vurguladı.
Akış, yaz aylarında tarımda çalışan çocukların iş güvenliğinden yoksun ve daha düşük ücretle çalıştırıldığını, bu durumun iş cinayetlerini artırdığını söyledi. Ayrıca, siyasi iktidarın eğitim politikalarının çocuk yaşta evlilikleri ve sonrasında çocukların çalıştırılmasını teşvik edebileceği endişesini dile getirdi. Medya sektöründeki setlerde çalışan çocuklar için de izinlerin ve çalışma koşullarının çocukların gelişimsel süreçleri üzerindeki etkilerinin sorgulanması gerektiğini belirtti. Akış, çocuk işçiliğiyle mücadelenin, çocukların öncelikli olduğu bir düzenin inşası için tek gerçekçi yol olduğunu savundu.