On yıl süren savaşların ardından Türk milleti tükenme noktasına gelmişti. 13 Eylül 1921'de Sakarya Meydan Muharebesi'nde kazanılan zafer, ağır kayıplar ve büyük yokluklar pahasına elde edilmişti. Ordu yorgun ve donanımı yetersizdi.
Yabancı uzmanların raporlarında, Türk ordusunun "Çıplak denilecek kadar kötü giyindiği" belirtiliyordu. Her 100 askerden sadece 10-15'ine askeri elbise sağlanabiliyordu. Diğer askerler, köylerden getirdikleri yırtık elbiselerle savaşa katılıyordu. Bu şartlarda, Türk ordusunun taarruz yapabileceğine ihtimal veren kimse yoktu. Ancak ordunun başında, savaşın ustası Başkomutan Mustafa Kemal Paşa bulunuyordu.
Bu dönemde Yunan işgal ordusu komutanlığına atanan General Hacianesti, 5 Haziran 1922'de İzmir'e gelerek göreve başladı. Cephedeki birliklerini denetleyen Hacianesti'ye Reuters muhabiri, Mustafa Kemal'i görüp görmediğini sorduğunda, "Ne? Mustafa Kemal mi? Kim bu adam? Ben böyle bir komutan tanımıyorum," yanıtını verdi.
İngiliz uzmanlar, Yunanların savunma hatlarını oldukça başarılı buluyordu. Raporlarında, "Türkler bu mevzileri dört-beş ayda ele geçirebilirlerse, bir günde düştüklerini iddia edebilirler," deniliyordu. Normal şartlarda, savaş prensiplerine göre taarruz edenin düşmandan üç kat üstün olması gerekiyordu. Ancak Yunan ordusu; asker sayısı, silah, uçak ve araç bakımından Türk ordusundan üstündü.
Mustafa Kemal, düşmanın bu üstünlüğüne karşı ancak baskın, gizlilik ve aldatma ile mücadele edebilirdi. Asıl taarruzu, Afyon'un güneyinden, Ahır Dağları'ndan başlatarak baskın etkisi oluşturmayı planladı. Çünkü İngilizler ve Yunanlar, Ahır Dağları'nın aşılamayacağına inanıyorlardı. 5'inci Süvari Kolordusu, Ahır Dağları'nı aşarak planlanan baskını gerçekleştirecekti.
28 Temmuz 1922 gecesi, taarruz planını gizlemek amacıyla ordu birlikleri arasında Konya Akşehir'de bir futbol maçı düzenlendi ve bu bilgi basına duyuruldu. Komutanlar da bu maça katıldı. Aynı günün akşamı, Batı Cephesi Karargâh binasında savaş tarihinin en kritik toplantılarından biri başladı. Toplantıya Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa, İsmet Paşa ile ordu ve kolordu komutanları katıldı. Türk Ordusu, 239 yıl sonra ilk kez işgalcileri vatan toprağından atmak için taarruz edecekti.
Toplantıda taarruz planı ayrıntılı olarak anlatılırken, 2'nci Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa plana karşı çıkarak, "100 bin kişiyi düşmandan habersiz intikal ettiremezsiniz. Baskın niteliği kaybolursa plan çöker... Adama vatan haini derler. Hepimizi meclisin önünde asarlar," ifadelerini kullandı. Mustafa Kemal Paşa ise, "Korkmayın paşam. Tarihe ve millete karşı bütün sorumluluk bana aittir," diyerek planın arkasında durdu. Toplantı sabaha kadar sürdü ve savaşın ustası, büyük bir risk alıyordu.
Ordunun taarruza kadar iki milyon yüz bin liraya ihtiyacı vardı. Maliye Bakanı Hasan Fehmi (Ataç), Hazine'de yeterli para olmadığını bildirdi. Bunun üzerine Başkomutan, Maliye ve Millî Savunma bakanlarını çağırarak, Hindistan Müslümanlarının gönderdiği 600 bin lirayı Maliye Bakanlığı emrine vereceğini belirtti. Kalan bir buçuk milyon liralık ihtiyacın Maliye Bakanı tarafından bulunmasını emretti. Maliye Bakanı Hasan Fehmi Bey, bu parayı bulmakta zorlanacağını ifade ettiğinde, Başkomutan kesin bir dille, "Bunu ben bilemem... Siz bu göreve, işte bu zor gün için seçilmiştiniz," dedi.
Hasan Fehmi Bey, tüm sorumluluğun kendisine kalmasından dolayı huzursuzdu. Ordu defterdarlarından aldığı bilgilere göre bazı birliklerde subayların iki ay, bazılarında ise on dört ay aylık almadığı ortaya çıktı. Vergilerin tahsil edildiği ve hiçbir yerde para kalmadığı halde, Osmanlı Bankası Ankara Şubesi Müdürü Bojeti'yi çağırarak, şubelerine el koyma tehdidiyle bir buçuk milyon lira borç aldı. Zaferden sonra bu borç Osmanlı Bankası'na tam olarak ödendi.
17 Ağustos 1922'de Ankara'da büyük bir ziyafet verileceği ve yüksek rütbeli komutanların Ankara'ya hareket edeceği şeklinde bir aldatma haberi yayıldı. Bu haberin yayılmasının ardından Başkomutan cepheye Akşehir'e geldi. 20 Ağustos 1922'de ise Başkomutan, komutanlara kesin emri vererek taarruzun 26 Ağustos Cumartesi sabahı başlayacağını bildirdi.