Bu yaz turizm sezonunun başlangıcında, İsviçre'de turist yoğunluğu yaşanırken, yerel yönetimler tarafından uygulanan farklı turizm stratejileri dikkat çekti. Zürih ve Cenevre gibi şehirlerde turistlere yönelik bilgilendirme çalışmaları kapsamında, turizm ofisleri tarafından 'Swisstainable' (İsviçrevari sürdürülebilirlik) vitrini ve 'Travel with Care-Özenle Gez, Anılarla Dön' kampanyası tanıtıldı. Bu kampanyalarla birlikte, turistlere yönelik hayatta kalma rehberleri de dağıtıldı. Rehberlerde, yüksek sesle konuşmama, izinsiz fotoğraf çekmeme ve belirlenen patikalardan sapmama gibi kurallar yer aldı.
İsviçre'de ayrıca kıyafet düzenlemeleri de bulunuyor. Yüzü kapatmanın yasak olduğu ve 1000 İsviçre Frangı cezası olduğu belirtildi. Bu kuralın, Cenevre'nin lüks mağazalarına gelen ziyaretçiler için de geçerli olduğu ifade edildi.
Ülkenin turizmdeki rolü, Alp manzaraları, bankacılık sektörü ve yatılı okullarıyla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda 'ölüm turizmi' olarak adlandırılan alanda da öne çıkıyor. İsviçre, ötanaziye izin veren nadir ülkelerden biri olarak biliniyor. Bu konuda, kararların özgür iradeyle alındığının ispatlanması ve Dignitas gibi kurumlarla bürokratik süreçlerin tamamlanması gerekiyor.
Türkiye'ye dönüldüğünde ise İstanbul Havalimanı'nda (İGA) farklı bir atmosfer gözlemlendi. İsviçre'deki kurallı yaklaşımların aksine, burada esneklik, hızlı servis ve yüksek fiyatlandırma dikkat çekiyor. Emlak alana pasaport vaadi gibi tanıtımlar yapıldığı belirtildi. Bodrum gibi popüler turizm bölgelerindeki betonlaşma ve artan emlak fiyatları hakkında da uyarılarda bulunuldu.
Yunan adalarına yarı fiyatına tatil yapmak için vize kuyruklarında bekleyen Türk turistlerin durumuna da değinildi. Bu durumun, mutfak ve kültürel mirasın komşu ülkelere kaptırılmasına yönelik bir kırgınlık ve aynı zamanda ekonomik nedenlerle memnuniyet yarattığı yorumu yapıldı. Türkiye'nin, estetik operasyonlar ve saç ekimi gibi alanlarda küresel bir merkez haline geldiği ifade edildi.
Öte yandan, İspanya'da turizm politikalarına karşı halkın tepkisi dile getirildi. Barselona'da artan konut fiyatları nedeniyle halkın kendi mahallesinde kiracı bile olamadığı belirtildi. Bu durumun, Airbnb ruhsatlarının iptal edilmesi gibi kararlara yol açtığı ifade edildi.
Haberde, küresel turizmin ortak bir apartman gibi görüldüğü ve her ülkenin bu apartmandaki farklı bir sakin olduğu benzetmesi yapıldı. İsviçre'nin sermayeye odaklanan zengin beyamca, İspanya'nın evini kiraya verip sokakta kalan dertli mülk sahibi, Türkiye'nin ise kâr odaklı esnek emlakçı olarak nitelendirildiği belirtildi. Sürdürülebilir turizmin, turist çekerken halkın huzurunu, doğasını ve yaşam alanını koruyabilmek olduğu vurgulandı.