Uppsala Üniversitesi'nden Prof. Björn Wettermark liderliğinde yapılan bir araştırma, yaygın olarak kullanılan ağrı kesiciler (parasetamol, ibuprofen) ve antibiyotikler gibi reçeteli ilaçların kalıntılarının Baltık Denizi'nde biriktiğini ortaya koydu. Bu ilaçların atık sular aracılığıyla deniz ekosistemine karıştığı belirlendi.
Atık su arıtma tesislerinin, ilaçlardaki etkin maddelerin tamamını temizleyemediği belirtildi. Arıtma sürecinden geçen düşük miktardaki ilaç kalıntıları, nehirler yoluyla Baltık Denizi'ne ulaşabiliyor. Deniz suyunun değişiminin sınırlı olması, bu sorunu daha da ciddi hale getiriyor. Baltık Denizi'nin su yenilenme süresinin uzun olması nedeniyle, çevreye karışan kirleticiler bölgede uzun süre kalabiliyor.
Bilim insanları, ilaç kalıntılarının çok düşük yoğunluklarda bulunsa bile sürekli olarak çevreye karışmasının dikkat çekici olduğunu vurguluyor. Özellikle uzun süreli maruziyetin balıklar ve diğer deniz canlıları üzerindeki etkileri araştırılıyor. Bazı ilaçların, canlıların davranışlarını, gelişimlerini ve üreme süreçlerini olumsuz etkileyebileceği düşünülüyor. Ayrıca, antibiyotik kalıntılarının çevrede antibiyotik direncine yol açabileceği belirtiliyor.
Araştırmacılar, tek bir kimyasal maddenin değil, çok sayıda farklı maddenin aynı ortamda bulunmasının yaratabileceği kümülatif etkinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade ediyor. Bu kapsamda, Baltık Denizi'ndeki ilaç kirliliğinin düzenli olarak takip edilmesi ve arıtma sistemlerinin bu maddeleri daha etkin bir şekilde uzaklaştıracak şekilde geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Kullanılmayan ilaçların lavabo veya tuvalete dökülmemesi, bunun yerine uygun toplama noktalarında bertaraf edilmesi gibi önlemlerin de sorunun azaltılmasına katkı sağlayacağı belirtiliyor.