Filistinlilerin Gazze'de yaşadığı insani kriz derinleşiyor. Çadırlarda zorlu koşullarda yaşam mücadelesi veren halk, soğuk, sıcak, açlık, susuzluk ve kemirgen hayvanların saldırılarıyla karşı karşıya kalıyor. İsrail saldırıları ve abluka nedeniyle her an ölüm tehlikesi yaşayan Gazzeliler, insanca yaşama dair hiçbir imkâna erişemiyor.
Beyt Hanun sakinlerinden A.A. (52), 1948'deki Nekbe ile günümüzdeki İsrail saldırıları arasında büyük farklar olduğunu belirtiyor. İsrail saldırıları öncesinde çiftçilikle uğraşan ve mutlu bir hayat sürdüğünü belirten Akl, Gazze'nin büyük kısmının işgal edildiğini ve halkın deniz kenarına doğru sürüldüğünü ifade ediyor. Gazze'de güvenlik ve istikrar olmadığını, insanların tek dileğinin sabaha sağ çıkmak olduğunu vurguluyor.
İ.H. (61) de eskiden sade bir hayat sürdüklerini ancak şimdi çadırlarda, güvenlikten ve temel ihtiyaçlardan yoksun bir ortamda yaşadıklarını dile getiriyor. İsrail'in Gazze'de aç bırakma ve tehcir politikası uyguladığını, eğitim sistemini ve altyapıyı çökerttiğini belirten Hıleyf, çocuklarının işsiz kaldığını ve tek dertlerinin karınlarını doyurmak olduğunu anlatıyor.
Yaşadıklarını "Büyük Nekbe" olarak nitelendiren U.A.S.D. (48), çocukların omuzlarında yaşlarından büyük bir yük taşıdığını söylüyor. Gazze'deki çocukların dünya standartlarında yaşamasını ve eğitim görmesini istediklerini aktaran Dib, bölgedeki herkesin psikolojik olarak zor bir süreçten geçtiğini vurguluyor. Erkeklerin işsizliği ve ekonomik zorluklar nedeniyle ailelerine bakamadığını, temel gıda maddelerine ulaşımın dahi zorlaştığını belirtiyor.
89 yaşındaki H.S., 1948'deki İsrail işgalinin ardından Aşdod'dan Gazze'ye göç etmek zorunda kaldığını anlatıyor. O dönem yaşadığı çatışmaları, yerinden edilmeyi ve ailesinden ayrı kaldığı günleri aktaran Selame, 5 yıl çadırlarda yaşadıklarını ve topraklarına dönemediğini belirtiyor. Selame, Filistinlilere topraklarından ayrılmama çağrısı yaparken, İsrail ile normalleşen Arap ülkelerini de eleştiriyor. İsrail'in saldırılarında sivillerin katledildiğini ve tek bir Filistinli bile bırakılmak istenmediğini ifade eden Selame, Filistin halkının yanında durulması gerektiğini vurguluyor.