Yaşlanmayı tamamen durdurmak mümkün olmasa da, uzmanlar daha güçlü kaslar, daha sağlıklı damarlar, dirençli bir bağışıklık sistemi ve genç kalan bir beyin ile sağlıklı bir yaşlanmanın mümkün olduğunu belirtiyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz, bu hedeflere ulaşmak için pahalı tedavilere veya mucizevi ürünlere gerek olmadığını vurguladı. Hareketin, yaşlanmanın beyin, damar, kas, bağırsak ve bağışıklık gibi birçok mekanizmasını aynı anda etkileyebilen nadir ve doğal bir yöntem olduğunu ifade eden Prof. Dr. Uludüz, bu alışkanlığa başlamak için hiçbir zaman geç olmadığını ekledi.
Prof. Dr. Uludüz, düzenli fiziksel aktivitenin bağırsaklardaki iyi bakterilerin çeşitliliğini artırdığını, iltihaplanmayı azalttığını ve bağırsak-beyin eksenini güçlendirdiğini belirtti. Bu durumun, hareketin sadece dışarıdan görülen bir değişiklik olmadığını, hücresel düzeyde bir yenilenme süreci olduğunu gösterdiğini söyledi. İlerleyen yaşla birlikte bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucu enfeksiyonların daha ağır seyrettiği ve kronik iltihaplanmanın arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Uludüz, düzenli egzersizin bağışıklık sistemini dengeleyerek savunma mekanizmalarını güçlendirdiğini ifade etti.
Yaşlanmayı yavaşlatmak için büyük değişiklikler yapmaya gerek olmadığını belirten Prof. Dr. Uludüz, sürdürülebilir alışkanlıkların önemini vurguladı. Öneriler arasında her gün en az 30 dakika tempolu yürümek, haftada en az iki gün kas güçlendirme egzersizi yapmak ve uzun süre aralıksız oturmaktan kaçınarak her 30-45 dakikada bir hareket etmek yer alıyor. Egzersizin hafta sonuna sıkıştırılmaması gerektiğini, az ama düzenli hareketin daha faydalı olduğunu belirtti. Ayrıca, güçlü kaslar için yeterli protein alımının ve hareketin bir yaşam biçimi olarak benimsenmesinin altını çizdi.
Kas kaybının yaşlanmanın sessiz belirtilerinden biri olduğunu ve bunun yürüme yavaşlığına, denge bozukluğuna ve düşme riskinin artmasına yol açtığını anlatan Prof. Dr. Uludüz, kasların sadece hareket etmekle kalmayıp, egzersiz sırasında tüm vücuda yararlı biyolojik moleküller salgıladığını belirtti. Bu moleküllerin beyin fonksiyonları ve bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkileri olduğunu söyledi. Güçlü kasların daha sağlıklı bir yaşlanma anlamına geldiğini ekledi.
Beynin sürekli ve kaliteli kan akımına ihtiyacı olduğunu belirten Prof. Dr. Uludüz, düzenli yürüyüş ve aerobik egzersizlerin damar esnekliğini artırdığını, tansiyonu dengelediğini, kan şekerini düzenlediğini ve damar sertliğinin ilerlemesini yavaşlattığını ifade etti. Kalbi koruyan hareketin, felç ve bilişsel gerilemeye karşı da önemli bir koruma sağladığını belirtti. Açık havada yürümek, gün ışığının biyolojik saati düzenlemesi ve ruh halini olumlu etkilemesi açısından da faydalıdır. Hareketi sosyal bir etkinliğe dönüştürmenin alışkanlığın sürdürülmesini kolaylaştıracağını da sözlerine ekledi.
Modern yaşamın hareketsizliği dayattığını, ancak insan vücudunun hareket etmek için yaratıldığını belirten Prof. Dr. Uludüz, gün sonunda hissedilen bitkinliğin nedeninin hareket etmek değil, hareketsiz kalmak olduğunu söyledi. Bilim insanlarının yaşlanmayı sadece takvim yaşının ilerlemesi olarak değil, kas zayıflığı, damar sertliği, beyin yavaşlaması, bağışıklık sisteminin güç kaybetmesi ve bağırsak dengesinin bozulması gibi süreçlerin bir araya gelmesi olarak tanımladığını ifade etti. Bu süreçlerin önemli bir bölümünün düzenli fiziksel aktivite ile yavaşlatılabileceği müjdesini verdi. Düzenli fiziksel aktivitenin beynin kan dolaşımını artırarak sinir hücreleri arasındaki bağlantıyı koruduğunu ve hafızanın zayıflamasını engellediğini sözlerine ekledi.