Yargıtay, işyerinde uyuyan bir çalışanın gizlice fotoğrafının çekilip amirine gönderilmesinin özel hayatın gizliliğini ihlal ve görüntülerin ifşası anlamına geldiğine hükmetti. Milyonlarca çalışanı ilgilendiren kararda, arkadaşının fotoğrafını çeken kişinin eylemi hukuki yaptırıma bağlandı.
Bursa'da özel bir hastanede yaşanan olayda, mutfak bölümünde görevli B.D. isimli çalışan, gece nöbeti sırasında mesai arkadaşı K.M.'nin uyuduğunu gördü. B.D., uyuyan arkadaşının fotoğrafını çekti ve bu görüntüleri amirine gönderdi. İşyeri yönetimi, nöbet sırasında uyuyan K.M. hakkında işlem başlattı.
Ancak süreç bununla kalmadı. Görüntülerinin rızası dışında kaydedilip paylaşıldığını belirten K.M., hukuki yollara başvurdu. Savcılık soruşturmasının ardından B.D. hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçlamasıyla dava açıldı. İlk derece mahkemesi, B.D.'yi 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırdı.
Cumhuriyet savcısı ve mağdur K.M.'nin istinaf talebi üzerine dosya bölge adliye mahkemesine taşındı. Mahkeme, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak sanık B.D.'nin beraatine hükmetti. Bu karar üzerine dosya Yargıtay 12. Ceza Dairesi'ne intikal etti.
Yüksek Mahkeme, B.D.'nin eylemlerinin iki ayrı suçu kapsadığını belirtti. İşyerinde nöbet sırasında uyuyan kişinin görüntüsünün kaydedilmesi, özel hayatın gizliliğini ihlal; bu görüntülerin amire gönderilmesi ise görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal olarak değerlendirildi. İstinaf mahkemesinin verdiği beraat kararı bozuldu ve B.D.'nin eylemlerinin cezalandırılması gerektiğine karar verildi.