Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UNOCHA) Sözcüsü Jens Laerke, İsrail'in saldırıları ve ablukası altındaki Gazze'de yaşanan insani felaketin boyutlarının 3 yıl içinde bu seviyeye ulaşacağını öngöremediklerini belirtti. Laerke, insani ihtiyaçlar açısından böylesine vahim bir tabloyla karşılaşılacağının ve bu ihtiyaçları karşılama kapasitesinin bu denli kısıtlı olacağının farkında olmadıklarını ifade etti.
İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana saldırılar düzenlediği ve abluka altında tuttuğu Gazze'deki insani duruma ve yardımlardaki gerilemelere ilişkin açıklamalarda bulunan Laerke, bölgedeki durumun hala vahim olduğunu ve kırılganlığını koruduğunu vurguladı. Geçen yıl başlayan ateşkes sürecinde insani yardımların ulaştırılmasına rağmen, yardımların istenen seviyede olmadığını kaydetti.
Laerke, tam bir ateşkesin sağlanamadığını, neredeyse her gün insanların öldürüldüğüne ve sivil altyapının bombalandığına dair haberler aldıklarını söyledi. Belirgin bir iyileşme görülse de durumun hala ciddi olduğunu belirten Laerke, Gazze halkının dördüncü kışını yokluk içinde geçireceğini dile getirdi. Hava sıcaklıklarının düşmesi ve olası sel gibi zorlu koşullara hazırlanmak için bölgeye çok sayıda yardım malzemesi sokulması gerektiğini, ancak bu yardımları ulaştırmak için yeterli sayıda ve zamanında izin alınamadığını belirtti. Bu durumun, karşı karşıya olunan en büyük sorunlardan biri olduğunu vurguladı.
İnsanların dördüncü zorlu kışı atlatabilmesi için gıda ürünleri, tıbbi malzemeler, jeneratör yedek parçaları ve su şebekesi onarım ekipmanları gibi pek çok malzemenin bölgeye ulaştırılmasının şart olduğunu belirten Laerke, 7 Ekim'deki Hamas saldırısının şok edici olduğunu, ancak buna verilen tepkinin ve sonrasındaki İsrail saldırılarının dünyayı daha fazla sarstığını ifade etti. Gazze'deki sivillere yönelik savaşın acımasızlığı ve boyutunun, insani yardım çalışanlarını derinden etkilediğini ve durumun korkunç olduğunu sözlerine ekledi.
Ateşkes sürecinde yaşanan iyileşmelerden birinin kıtlığın önüne geçilmesi olduğunu belirten Laerke, insanlara günlük yemek sağlayabildiklerini ve çocuk felci aşılama kampanyası yürüttüklerini söyledi. İnsani yardım cephesinde yapılanların insanların yalnızca hayatta kalmasını sağladığını, ancak insani krizden kurtulmalarına fayda sağlamadığını dile getirdi. İsrail'in Gazze Şeridi'ne yardım ulaştırma yeteneklerine getirdiği kısıtlamaların insanlar üzerinde büyük bir etkisi olduğunu, zira ihtiyaç duydukları desteği alamadıklarını açıkça belirtti.
Yardımların yalnızca Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı üzerinden ulaştırılabildiğini ve her malzemenin detaylı bir şekilde, çoğu zaman birden fazla kez incelenip kontrol edildiğini, bunun da gecikmelere neden olduğunu anlattı. Bu nedenle insanların, yardımı Gazze Şeridi'nin İsrail askeri kontrolü altındaki bir bölümüne getirmek için aylarca beklediklerini ifade etti. Kamyonların, yardımı alıp kıyı şeridinde sıkıştırılmış insanlara geri götürmek için bu askerileştirilmiş bölgeden geçmesi gerektiğini belirtti. Gazze'nin yarısının siviller için neredeyse girilemez bir bölge olduğunu ve sahil şeridindeki kampların aşırı kalabalık olmasının her türlü sorunu beraberinde getirdiğini sözlerine ekledi. Barınak ihtiyacı olanlara çadır ulaştırmaları gerektiğini ancak bunu yeterli sayıda sağlayamadıklarını ve bu konunun İsrail yetkilileriyle yaşanan en büyük sorunlardan biri olduğunu vurguladı.
Her zaman umut olduğunu ve bunun Filistinliler için de geçerli olduğunu söyleyen Laerke, yıllardır savundukları iki devletli çözümü göreceklerine inandıklarını kaydetti. Son 3 yılda Gazze'de gelinen insani duruma ilişkin ise, bu krizi bizzat yaşayan profesyonellerin 3 yıl öncesine kıyasla bambaşka insanlar haline geldiğini düşündüğünü ifade etti. Durumun bu denli felaket boyutlarına ulaşabileceğini tam olarak öngörememiştiklerini ve insani ihtiyaçlar açısından böylesine vahim bir tabloyla karşı karşıya kalınacağının, aynı zamanda bu ihtiyaçları giderme kapasitesinin de bu denli kısıtlı olacağının farkında olmadıklarını yineledi.