Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, 12. Yargı Paketi olarak bilinen "Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"ni kabul etti. Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında gerçekleştirilen oturumda, icra-iflas, noterlik ve idari yargı süreçlerine ilişkin önemli düzenlemeler yasalaştı.
Tekliften Çıkarılan Düzenlemeler ve Noterlik Değişiklikleri
Görüşmeler esnasında AKP tarafından sunulan önerge doğrultusunda, teklifin birinci maddesi metinden çıkarıldı. Söz konusu madde ile İcra ve İflas Kanunu'na, idare aleyhine hükmedilen para alacakları için idareye yazılı başvuru zorunluluğu getirilmesi planlanıyordu. Bu düzenleme ile doğrudan ilamlı icra yoluna başvurulmasının önüne geçilmesi hedeflenmişti ancak madde metinden çıkarıldı.
Noterlik Kanunu kapsamında ise AKP'nin önergesi kabul edildi. 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 55'inci maddesine yapılan ekleme ile noterlere ödenecek yol masraflarının, ilgili kanunun 112'nci maddesi uyarınca düzenlenen tarife ile belirleneceği hüküm altına alındı. Bu değişiklikle uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlandı.
Muhalefetten Sistem Eleştirileri
Kanun teklifi üzerine söz alan Yeni Yol Partisi Hatay Milletvekili N.Ç., düzenlemeyi eleştirdi. N.Ç., teklifin içeriğinin yetersiz olduğunu savunarak, "Ne yazık ki içi boş bir yargı paketiyle daha karşı karşıyayız. Getirilen teklifin gerekçesi hoş, içeriği boş; hayaller Paris, gerçekler AKP adaleti" ifadelerini kullandı. Ayrıca, yargı süreçlerinin hızlandırılması çabasının nitelikli sonuçlar doğurmayacağını iddia etti.
Yeni Yol Partisi Bursa Milletvekili C.K.T. ise mevcut sorunların kaynağı olarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni işaret etti. C.K.T., denge ve denetim mekanizmalarının zayıfladığını öne sürerek, çözümün güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş olduğunu belirtti.
İdari Yargıda Temyiz Sınırı Düzenlemesi
Teklifte yer alan bir diğer önemli değişiklik ise idari yargı süreçlerini kapsıyor. AKP'nin önergesiyle kabul edilen düzenlemeye göre, bölge idare mahkemelerinin kararları arasındaki parasal farkın 2026 yılı itibarıyla 55 bin lirayı geçmemesi durumunda temyiz yoluna başvurulamayacak. Ayrıca, tek hakim tarafından karara bağlanan ve 2026 yılı itibarıyla 486 bin lirayı aşmayan davalarda da benzer bir sınır uygulaması hayata geçirildi.