Sicilya'nın volkanik topraklarında yetiştirilen kırmızı limonlar, geleneksel sarı limonlardan farklı bir kimyasal yapıya sahiptir. Meyvenin kırmızımsı renginin, antioksidan özellikleriyle bilinen antosiyanin pigmentlerinden kaynaklandığı belirtiliyor.
Kırmızı limonun en dikkat çekici özelliklerinden biri, tam olgunluğa ulaştıktan sonra yaklaşık üç gün gibi kısa bir süre boyunca tazeliğini ve aromasını koruyabilmesidir. Bu sürenin ardından meyvenin kalitesinde hızlı bir düşüş yaşanabildiği için, hasattan sonra kısa sürede tüketilmesi veya işlenmesi gerekmektedir. Bu kısa raf ömrü, kırmızı limonun uluslararası pazarlarda yaygınlaşmasının önündeki en büyük engellerden biri olarak görülmektedir. Meyvenin uzak mesafelere taşınmasının zorluğu nedeniyle, üretimin büyük bir kısmı yerel pazarlarda değerlendirilmektedir.
Uzmanlar, kırmızı limonun klasik limonlara kıyasla daha yoğun ve karmaşık bir aromaya sahip olduğunu ifade etmektedir. Narenciye notalarının yanı sıra hafif meyvemsi tatlar da içeren bu meyve; tatlılar, reçeller, içecekler ve gurme mutfaklarda özel tariflerde kullanılmaktadır. Şefler ve üreticiler, kırmızı limonun özellikle kabuğundan elde edilen aromatik yağlar nedeniyle ilgi gördüğünü belirtmektedir. Bu yağlar parfüm, kozmetik ve gıda sektörlerinde de değerlendirilebilmektedir.
Üretimin belirli bölgelerle sınırlı olması ve meyvenin kısa sürede bozulabilmesi nedeniyle kırmızı limonlar, geniş çaplı ticari üretime konu olmamaktadır. Bu durum, meyveyi narenciye meraklıları ve gurme ürün koleksiyoncuları için daha da ilgi çekici hale getirmektedir. Günümüzde Sicilya'daki sınırlı üretim alanlarında yetiştirilmeye devam eden kırmızı limon, alışılmış limon çeşitlerinden farklı görünümü ve kısa ömrüyle dünyanın en sıra dışı narenciye türlerinden biri olarak kabul edilmektedir.