Yemen'deki İran destekli Husiler, Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını artırdı. Husiler, Suudi Arabistan'ın Cizan kentindeki Aramco petrol rafinerisi ile Yemen'in El-Muha bölgesindeki askeri hedefleri füze ve İHA'larla vurdu. Saldırılar sonucunda can kayıpları yaşanırken, kritik tesislerde yangınlar meydana geldi. Bu gelişmeler, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nın ardından bölgesel güvenliği sınayan önemli bir gelişme olarak kayıtlara geçti.
Husiler, Suudi Arabistan topraklarında bulunan Cizan kentindeki Aramco petrol rafinerisine saldırı düzenlediklerini duyurdu. Yapılan açıklamada, bu eylemin Suudi Arabistan'a ait İHA'ların Yemen hava sahasını ihlal etmesine bir yanıt olduğu iddia edildi. Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, Cizan rafinerisinde bir yangın çıktığını doğruladı. Bakanlık, yangının söndürüldüğünü ve olayda can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını bildirdi. Günlük 400 bin varil kapasiteli Cizan rafinerisi, daha önce de Husilerin hedefi olmuştu. Suudi Arabistan makamları, 28 Temmuz'daki bir başka Husi saldırısı sonrası rafinerinin faaliyetlerini durdurmuş ve onarım çalışmalarının ardından tesisin 15 Ağustos'ta yeniden açılmasının planlandığını açıklamıştı.
Husilerin Suudi Arabistan unsurlarına yönelik bir diğer saldırısı ise Yemen'in Taiz kentine bağlı El-Muha bölgesinde gerçekleşti. Suudi Arabistan'a ait askeri yığınakların ve silah depolarının balistik füzeler ve İHA'larla hedef alındığı operasyonda ciddi hasar oluştuğu bildirildi. Saldırılarda en az 7 kişinin hayatını kaybettiği, 35 kişinin ise yaralandığı aktarıldı. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Sare, bu saldırının Suudi güçlerinin bölgedeki askeri faaliyetlerine karşı bir misilleme olduğunu belirtti.
Bu saldırılar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in Mekke'de imzaladığı "Ortak Savunma Anlaşması"nın hemen ardından gerçekleşti. Anlaşma, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik savunma odaklı işbirliğini amaçlıyor. Anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor ve kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi hedefliyor. Ayrıca, savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği taşıyor.