CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Suriye'de kalıcı barış ve istikrar yolunda atılan adımları memnuniyetle karşıladığını belirtti.
Kılıçdaroğlu, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) silahlı unsurlarının Suriye devletine entegrasyonu yönündeki gelişmelerin, hem Suriye'nin geleceği hem de bölgenin huzuru ve güvenliği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Suriye Kürtlerinin kimliklerinin, temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığı; tüm etnik ve inanç gruplarının eşit vatandaşlık temelinde bir arada yaşayabildiği, demokratik ve toprak bütünlüğünü koruyan bir Suriye'nin, Türkiye'nin ve bölge halklarının çıkarına olduğunu ifade etti. Bu gelişmelerin Türkiye açısından da önemli bir fırsat sunduğunu dile getirdi.
'Bölgesel İstikrar İçin Önemli Adımlar'
Kürt meselesinin, silah ve çatışma gölgesinden çıkarılarak demokratik siyaset, hukuk ve Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında çözülmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye'de yürütülen sürecin silahların tamamen bırakılması, terörün sona ermesi, demokrasinin güçlenmesi ve Türklerle Kürtler arasındaki tarihsel kardeşliğin sağlamlaşmasıyla sonuçlanmasını diledi. Türkiye'nin kendi iç barışını güçlendirmesinin, sadece ülke için değil, Orta Doğu'nun barış ve istikrarı açısından da önemli bir güvence olacağını söyledi.
Yıllar önce bu anlayışla Orta Doğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı'nı (OBİT) önerdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, Türkiye, İran, Irak ve Suriye'nin öncülüğünde kurulacak, zamanla bölgenin diğer ülkelerini de kapsayacak bir barış ve işbirliği yapılanmasının Orta Doğu'nun geleceği açısından tarihi bir ihtiyaç olduğunu düşündüğünü belirtti. Orta Doğu'nun kaderini başka ülkelerin çıkar hesaplarının değil, bölge halklarının ortak iradesinin belirlemesi gerektiğini savundu.
Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin kendi içinde barışı, demokrasiyi ve kardeşliği güçlendirdiği ölçüde bölgesinde de barışın öncüsü olabileceğini kaydetti. Suriye'de kalıcı istikrarın sağlanması, Filistin'de kan ve gözyaşının dinmesi, İran'a yönelik saldırıların sona ermesi ve bölgenin savaşlar yerine diplomasi, işbirliği ve ortak refah coğrafyası haline gelmesinin mümkün olduğunu ifade etti. Bunun yolunun çatışmadan değil, diyalogdan, diplomasiden ve bölgesel işbirliğinden geçtiğini vurguladı. Vakit kaybetmeden Türkiye'nin Orta Doğu'da savaşların tarafı değil, barışın kurucu gücü olması gerektiğini söyledi. Türklerin, Kürtlerin ve Arapların ortak geleceğinin barışta yattığını belirterek, 'Yaşasın halkların kardeşliği' dedi.