Bayram tatili dolayısıyla İstanbul'dan ayrılanların sayısındaki artış, kentteki trafik yoğunluğunu yüzde 5'lere kadar düşürdü. Ulaşım araçlarının daha az kullanılması, şehir ekosisteminde gözle görülür bir iyileşme sağladı. Bu durum, İstanbul'da kalan sakinlerin, 'Keşke şehir hep böyle olsa' demesine neden oldu.
Uzmanlar, İstanbul'un kayıt dışı nüfusla birlikte 20-21 milyona ulaştığını belirtti. 2053 master planlarında öngörülen nüfusun mevcut koşullarda 20 milyon bandının altına inmeyeceği ifade edildi. Vatandaşlarda gözlemlenen tersine göç eğiliminin planlı bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı.
TMMOB Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Pınar Pelin Giritlioğlu, 2009'da hazırlanan İstanbul İl Çevre Düzeni Planı'nda 2030 yılı için öngörülen nüfusun 16 milyon olduğunu, bu hedefin şimdiden aşıldığını kaydetti. Giritlioğlu, "Mega projeler ve Kanal İstanbul ile bu sayı daha da artacak. Plana karşın artışın sebebi plan dışı doğal olmayan mega projelerdir" uyarısında bulundu. Ekonomik nedenlerle öğrenciler, beyaz yakalılar, emekliler ve memurlar arasında tersine göç eğiliminin başladığını belirten Giritlioğlu, "İstanbul çalışanlar için artık çok pahalı. Uzaktan çalışma imkânı olanlar da kenti terk etmeye başladı. Bir zamanlar memurlar için İstanbul en cazip yerken şimdi tercih edilmek istenmeyen yer" dedi.
Giritlioğlu, tersine göç eğiliminin bir fırsat olduğunu ancak sürecin planlı ilerlemesi gerektiğini vurguladı. "20 milyon eşiği kritik. İstanbul'da kaynaklar artık nüfusa yetmiyor. Ulaşım yoğunluğu nedeniyle kimsenin ikinci bir işini yetiştirme olanağı yok. İstanbul için beklenen deprem durumunda nüfusun tahliyesi büyük bir sorun olacak. Bu nedenlerle nüfus krizle değil, planlı biçimde yerel, bölgesel ve ulusal politikalarla seyreltilmeli. Bu seyreltme de kentin gerçek sakinleri yerine sonradan farklı yerlerden gelecek üst gelir gruplarına alan açma fırsatına dönüştürülmemeli. İlk hedef nüfusun kademli ve planlı indirilmesi olmalı" çağrısında bulundu.
İstanbul Planlama Ajansı İstanbul Çevre Düzeni Planı Bilim Kurulu Üyesi Dursun Yıldız, kentte özellikle Avrupa Yakası'nın su sorununun plansız, çarpık kentleşme ve hızla artan nüfusun yoğun baskısı altında olduğunu belirtti. Arazi planlaması ile su kaynaklarının planlamasının birbiriyle ilişkili yapılması gerektiğini söyleyen Yıldız, "Su sorunu İstanbul için artık sadece bir (su yönetimi) sorunu değil; aynı zamanda bir mekânsal planlama, nüfus yoğunluğu yönetimi ve giderek bir tersine göç yönetimi sorunu haline gelmiştir. Bu üç konu birbirleriyle doğrudan ilişkilidir" diye konuştu.
Yıldız, Anadolu kentlerinin ekonomik olarak güçlendirilmesi, sanayinin dağıtılması, orta ölçekli kentlerin geliştirilmesi ve tersine göçün teşvik edilmesiyle İstanbul'un su kaynakları üzerindeki baskının azaltılabileceğini ifade etti. Tersine göçün aslında "ulusal mekânsal dengeleme stratejisi" olduğunu belirten Yıldız, "Bu strateji İstanbul ve Ankara gibi nüfusu hızla artan büyük kentlerimiz için büyük bir gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. İstanbul'un su sorunu sadece artan nüfusa ilave su sağlayarak değil radikal bir talep yönetimine geçerek mekânsal planları uygulamaya koyarak ve tersine göçü teşvik ederek hafifletilebilir" dedi.