Türkiye'de genç nüfusun gelecek kaygısı, özellikle 30 yaş altı bireyler arasında giderek artıyor. Bu durum, çalışma yaşamındaki değişimler ve ekonomik belirsizliklerle yakından ilişkili.
Sosyal güvenlik uzmanı Özgür Erdursun, gençlerin anne ve babalarının uzun yıllar çalışıp güvence kuramadığına tanık olduğunu belirtti. Bu gözlemin, gençlerin mevcut çalışma sistemine dair sorgulamalarını artırdığını ifade etti. Erdursun, sosyal medyanın da bu algıyı güçlendirdiğini, lüks yaşamların ve influencer gelirlerinin gençlerin beklentilerini şekillendirdiğini söyledi.
Erdursun'a göre, işverenlerin artan maliyetler ve ekonomik dalgalanmalar nedeniyle daha az personelle iş üretme eğilimi, gençlerin güvenini sarsıyor. Bu durumun bir 'gençlik sorunu' değil, çalışma yaşamının bir 'dönüşüm krizi' olduğunu vurguladı. Yeni çalışma biçimlerinin daha esnek, proje bazlı ve dijital destekli olacağını, ancak mevcut eğitim sisteminin bu yeni döneme yeterince adapte olamadığını belirtti.
Ankara Sanayi Odası'nın (ASO) raporu da eğitim sistemi ile işgücü piyasası arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekiyor. ASO Başkanı Seyit Ardıç, sanayinin nitelikli personel ararken gençlerin işgücü piyasasının dışında kalmasının temel sorunun 'beceri uyumsuzluğu' olduğunu gösterdiğini ifade etti. Uygulamalı eğitim modellerinin ve mesleki eğitimin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
TÜİK'in son verileri, Türkiye'de uzun süreli işsizlerin sayısında bir artış olduğunu gösteriyor. Ocak-Mart 2026 döneminde bir yıl ve üzeri süreli işsiz sayısı 543 bine yükseldi. Bu durum, gençlerin iş bulma süreçlerindeki zorlukları ve mevcut ekonomik koşulların etkilerini gözler önüne seriyor.