Türkiye'de 2011'de Diş Hekimliğinde Uzmanlık Sınavı (DUS) sisteminin getirilmesine rağmen, aynı alanlardaki klinik doktora programlarının yaklaşık 15 yıl daha devam etmesi, doktoralı diş hekimlerinin mesleki statüsü ve akademik yetkileri konusunda tartışmaları alevlendirdi. Araştırmacı Diş Hekimleri Derneği adına açıklama yapan Dr. Dt. Ece İrem Ravalı Ertan, doktoralı diş hekimlerinin karşılaştığı sorunları aktararak, konunun 'sınavsız uzmanlık' talebi olarak sunulmasına tepki gösterdi. Dernek tarafından yapılan açıklamada, asıl meselenin yıllar içinde değişen mevzuatın yarattığı statü sorunları olduğu vurgulandı.
Ravali, klinik doktora programlarında eğitim alan diş hekimlerinin yıllarca hasta takibi yaptığını, cerrahi ve tedavi uygulamaları gerçekleştirdiğini, yeterlik sınavlarından geçtiğini ve tez savunduğunu belirtti. DUS ve doktora öğrencilerinin birçok fakültede aynı kliniklerde, aynı öğretim üyeleriyle ve aynı hasta havuzunda eğitim aldığına dikkat çeken Ravalı, iki sistemin uzun yıllar boyunca birlikte yürütüldüğünü ifade etti. Araştırmacı Diş Hekimleri Derneği de tartışmanın, bu tarihsel eğitim süreci ve sonrasında değişen mevzuat dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.
DUS sisteminin 2011'de yürürlüğe girmesinin ardından klinik doktora programlarının kapatılmadığını belirten Ravalı, üniversitelerin aynı alanlarda doktora öğrencisi kabul etmeye devam ettiğini kaydetti. Doktora eğitimine başlayan kişilerin de dönemin mevzuatına ve üniversitelerin yönlendirmelerine güvenerek kariyer tercihlerini yaptığını söyledi. Geçmişte doktora ile uzmanlık arasında hukuki bir geçiş mekanizması oluşturulduğunu belirten dernek yetkilileri, 2011 tarihli düzenlemelerde belirli tarihler ve koşullar kapsamında doktora yapmış veya doktora eğitimine başlamış kişilere uzmanlık belgesi verilmesine ilişkin geçiş hükümlerinin bulunduğunu hatırlattı. Ravalı, "Bugün doktora ile uzmanlık hiçbir şekilde birbirinin karşılığı değildir şeklinde bir anlatı kuruluyorsa, geçmişte neden böyle bir hukuki geçiş mekanizması oluşturulduğunun da açıklanması gerekir" dedi.
Klinik doktora eğitimini tamamlayan diş hekimlerinin, akademik kariyer yapabilmelerine karşın uzmanlık belgelerinin bulunmaması nedeniyle çeşitli kısıtlamalarla karşılaşabildiğine dikkat çeken Ravalı, bu durumun uzmanlık eğitiminde eğitici ve tez danışmanı olma, eğitici kadrolarında değerlendirilme ve uzmanlık şartı aranan bazı akademik kadrolara başvurma gibi alanlarda sorun yarattığını dile getirdi. Araştırmacı Diş Hekimleri Derneği tarafından aktarılan değerlendirmelerde, doktoralı diş hekimlerinin kamuda kendi alanlarında çalışsalar dahi genel diş hekimi statüsünde değerlendirilebildikleri, özel sağlık kuruluşlarında ise doktora yaptıkları alanları tabelalarında belirtemedikleri ifade edildi. Dernek yetkilileri ayrıca, 2011-2018 yılları arasında Yükseköğretim Kanunu'nda akademisyenlik kriterlerinde yalnızca doktora eğitimi almış olmak şartının bulunduğunu, uzmanlık yapan hekimlerin akademik kariyer yapabilmesinin önünü açan kanundaki ilk değişikliğin 2018'de yapıldığını bildirdi. Bu değişikliğin doktoralı hekimlerin akademideki alanını aşamalı olarak daralttığını, gelinen son noktada açılan ilanların neredeyse tamamının uzmanlık ön şartıyla açılmaya başlandığını belirtti. Şubat 2026 itibarıyla doktora programlarının da kapanmasıyla, devletin dönemin yönetmeliklerine göre kariyer planlaması yapmış binlerce doktoralı hekimin lisansüstü eğitimde yer almasının imkansız hale geldiğini belirten Ravalı, ilanlardaki ön şartların bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini ifade etti.
Ravali, 16 Haziran tarihli ve 2826 sayılı Tıpta Uzmanlık Kurulu kararının da "sınavsız uzmanlık" olarak nitelendirilemeyeceğini belirtti. Ravalı, kararın DUS'a girilmesi, ilgili bölüme yerleşilerek puan alınması, klinik işlemlerin ve hasta portföyünün belgelenmesi gibi şartlar öngördüğünü söyledi. Dönemleri nedeniyle dijital kanıt sunamayan akademisyenler açısından eksik eğitim veya rotasyonların tamamlanması gibi koşullara da değinen Ravalı, kararın otomatik olarak kadro, atama veya uzmanlık öğrenciliğine yerleşme hakkı vermediğini vurguladı. Araştırmacı Diş Hekimleri Derneği açısından da kararın kapsamının ve koşullarının doğru aktarılması, tartışmanın kişiselleştirilmeden ve yanlış tanımlanmadan yürütülmesi önem taşıyor. Ravalı, doktoralı diş hekimlerinin sınava girmeden uzman olmak istediği yönündeki söylemlerin süreci yanlış yansıttığını aktardı.
Meselenin, yıllarca birlikte yürütülen iki eğitim sisteminin yarattığı statü farklılıklarının giderilmesi olduğunu belirten dernek yetkilileri, doktoralı diş hekimlerinin "torpilli" veya "parayla uzmanlık isteyen" kişiler gibi gösterilmesinin tarihsel ve hukuki süreci göz ardı edeceğini ifade etti.