Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'de düzenlenen Milli Güvenlik Konferansları Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin milli güvenlik stratejilerine ve küresel tehditlere dikkat çekti.
Erdoğan, devlet yönetiminde milli irade ve sivil siyaset merkezli değişimlerin sembollerinden biri olarak Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) görev, yapı ve işleyişindeki dönüşüme vurgu yaptı. Yasal ve anayasal düzenlemelerle Kurul'un ve Genel Sekreterliği'nin asli misyonlarını daha etkin yerine getirmesinin sağlandığını belirtti. Genel Sekreterliğin, geçmişte yabancı dil tespitinden film denetimine kadar geniş bir alanda mesai harcamak zorunda kaldığı yüklerden kurtularak asli görevlerine odaklanmasının, Türk demokrasisi ve ulusal güvenlik açısından kıymetli olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin stratejik önemi yüksek ve zorlu bir coğrafyada varlığını sürdürdüğünü dile getiren Erdoğan, 16 devletin temsil edildiği Cumhurbaşkanlığı forsunun 2 bin 200 yılı aşkın bir mazisi olduğunu hatırlattı. Nice ihanetlere ve badirelere rağmen her defasında küllerinden yeniden doğduklarını söyledi. Özellikle 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası devreye alınan terörü kaynağında yok etme stratejisiyle içeride ve dışarıda kritik başarılar elde edildiğini, bu sayede sınır ötesi harekâtlarla güvenlik hattı oluşturulduğunu kaydetti. Irak ve Suriye harekâtlarının, Türkiye'nin güvenlik paradigmasında yeni bir dönemi başlattığını ifade etti.
Erdoğan, 'Terörsüz Türkiye' sürecinin ve Körfez bölgesinden Kuzey Afrika'ya, Doğu Akdeniz'e uzanan kararlı adımların gerisinde artan özgüven, cesaret, planlama ve bağımsız hareket edebilme kabiliyetinin yattığını belirtti. 'Terörsüz Türkiye' sürecinin, bir güvenlik politikasının ötesinde ülkenin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adı olduğunu söyledi. Bu sürecin başarıyla tamamlanmasının iç cepheyi güçlendireceği gibi, Türkiye'nin güvenliğini tahkim edeceğini ve milletin önünde yeni kapılar açacağını dile getirdi.
Milletin 'asker millet' kimliğine sahip olduğunu ve güvenlik ihtiyacının hiyerarşide ilk sırada yer aldığını vurgulayan Erdoğan, gardların indirildiği ve rehavete kaplanıldığı anda hayatta kalma hakkı tanınmayacağını bildiklerini söyledi. Sadece kendi bekaları için değil, dost ve kardeşlerin huzuru, barış ve istikrarı için de güçlü olmaktan başka seçeneklerinin olmadığını belirtti. Günümüzde tehditlerin doğası, savaşların tekniği, ittifakların işleyişi ve toplumsal risk alanlarının hızla değiştiğini, enerji hatlarına saldırı, lojistik ağları kesintisi, siber tehditler ve dezenformasyon kampanyalarının doğrudan milli güvenliğin alanına girdiğini ifade etti.
Yapay zekâ teknolojisinin doğru kullanıldığında karar alma süreçlerini hızlandırdığını ve riskleri erken tespit etmeyi sağladığını ancak ciddi riskler de barındırdığını belirten Erdoğan, yapay zekâ destekli dezenformasyon kampanyalarının toplumsal psikolojiyi, sahte içeriklerin ise demokratik süreçleri zehirlediğini söyledi. Yapay zekâyı etik, hukuki, toplumsal ve stratejik boyutları olan bir güvenlik meselesi olarak ele almanın bir zorunluluk olduğunu vurguladı.
Açılış törenine katılan MGK Genel Sekreteri Okay Memiş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 'Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-ü salâh' yazılı bir tablo hediye etti.