Antalya'da, COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanan bölgede, Toroslar'ın zirvesinde yaşayan Sarıkeçili Yörükleri'nin yaşamı bir belgesele konu oldu. COP31 Başkanlığı'nın resmi hesaplarından yayımlanan 'The Yörüks' (Yörükler) adlı belgesel, insanın doğayla olan derin bağını, asırlık köklerini ve minnet duygusunu Yörük ailelerinin hikayeleri aracılığıyla aktarıyor.
Belgesel, Orta Asya'dan Balkanlar'a uzanan Yörüklerin 45 günlük çekim sürecinin özetini sunuyor. Altı çocuklu Ramazan'ın eşi, Yörük olmanın doğuştan gelen bir özellik olduğunu belirterek, 'Yörük olunmaz, Yörük doğulur' ifadesini kullanıyor. Yörüklerin doğayla iç içe büyüdüğü, yaşamlarını doğanın koşullarına uyum sağlayarak sürdürdüğü vurgulanıyor. Dağ, taş, su, ağaç ve keçi gibi unsurların Yörükler için anlamının, günlük yaşamın ötesinde, yol gösteren bir bütünlük ve ortak bir evi temsil ettiği belirtiliyor.
Belgeselde yer alan ve eşi ile çocuğuyla bir mağarada yaşayan Nazım'ın hikayesi dikkat çekiyor. Nazım, yavru keçisi Sabiş'i kaybettiğinde derin üzüntü yaşarken, yamaçta ayağı kırık halde bulduğu keçiyi ağıla sırtında taşıyor. Nazım'ın eşi, zorlu yaşam koşullarını, 'Zor da olsa bize zor gelmiyor. Yaşam şartları bu diyoruz. Yaşamaya uğraşıyoruz' sözleriyle özetliyor.
Belgeselin finalinde ise Makedonya'ya yerleşen çiftçi Hasan ve ailesinin tarımsal üretimdeki emekleri ve geride bıraktıkları yollar anlatılıyor. Hasan, 'Güneşi bekleyiş, suyu bekleyiş ve hasadı bekleyiş' sözleriyle çiftçiliğin doğayla olan döngüsünü ifade ediyor.