Ceza hukukçusu Dr. Erdi Yetkin, Türkiye'deki yargılamalarla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Yetkin, günümüzde sıkça dile getirilen 'düşman ceza hukuku' kavramının Türkiye'deki mevcut durumu tam olarak açıklamadığını belirtti. Düşman ceza hukuku teorisinin, hukuk düzeninin düşmanlarına özel bir hukuk uygulanabileceği fikrini taşıdığını ancak Türkiye'deki yargılamaların bu teoriden daha farklı bir boyutta olduğunu ifade etti.
Dr. Yetkin, Türkiye'deki sorunun özel bir düşman hukukunun varlığından ziyade, mevcut kuralların dışına çıkan ve sayıları artan yargılamalar olduğunu vurguladı. Enis Berberoğlu, Osman Kavala, Can Atalay, Selahattin Demirtaş ve Tayfun Kahraman gibi davalarda Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasının bu duruma örnek teşkil ettiğini söyledi. Yetkin, 2022'de kaleme aldığı bir yazıda Türkiye'nin 'ikili devlet' yapısına doğru ilerlediğini öngördüğünü, geçen zaman zarfında bu öngörüsünün örneklerle çoğaldığını dile getirdi.
Yetkin, 'ikili devlet' yapısını, bir yanda hukuk kuralları işlerken diğer yanda halin icabına göre işleyen politik kararların hüküm sürdüğü bir sistem olarak tanımladı. Bu durumun, Nazi Almanyası'nın savaş öncesi dönemindeki uygulamalarına benzediğini belirtti. Bu yapıda, 'milli' olarak değerlendirilen kişilere önceden ilan edilmiş hukuk kuralları uygulanırken, 'milli görülmeyen' toplum kesimlerinin normların muhatabı olmadığı ve kararların hukuka göre değil, politik duruma göre alındığı ifade edildi. Bu kesimlerin hukuk güvenliğinden yoksun bırakıldığını ve kimin 'milli' olup olmadığına politik olarak ve anlık olarak karar verildiğini ekledi.
CHP'nin 38. Kurultayı'na ilişkin verilen 'mutlak butlan' kararını da değerlendiren Dr. Yetkin, bu kararın hukukun ilkelerinin, metodolojisinin ve Türkiye'deki geçerli normların tümden reddi anlamına geldiğini söyledi. Çağdaş hukukun öncelikle hukuki güvenliği sağlamaya çalıştığını belirten Yetkin, yargının gücünün hukukun ilkelerine ve önceden ilan edilmiş normlara göre karar vermesinden kaynaklandığını ifade etti. Böylesi saf bir politik karara karşı hukuki değil, ancak politik olarak mücadele edilebileceğini savundu.